Teknolojik gelişmelerle birlikte dolandırıcılık suçunun işleniş yöntemleri de değişmiş; suç örgütleri banka hesaplarını kendi adlarına açmak yerine üçüncü kişilere ait hesapları kullanma yoluna gitmiştir. Sosyal medya duyuruları, iş imkânı vaatleri, komisyon teklifleri veya muhtelif gerekçelerle temin edilen banka hesapları, suçtan elde edilen gelirin transferinde araç olarak kullanılmaktadır.
Bu süreç neticesinde çok sayıda kişi, yalnızca banka hesabını başkasına kullandırması nedeniyle dolandırıcılık suçuna iştirak etmekten ceza almış; bizzat gerçekleştirdiği fiili katkı ile aldığı ceza miktarı arasında göze çarpan bir orantısızlık meydana gelmiştir.
Kanun koyucu bu adaletsizliği gidermek adına, banka hesabının kullandırılması fiilini diğer iştirak şekillerinden ayrıştıran yeni yasal düzenlemeleri yürürlüğe koymuştur. Böylelikle yalnızca IBAN bilgisini paylaşmakla sınırlı kalan faillerin cezalarının yeniden değerlendirilmesine imkân tanınmıştır.
I. IBAN Mağduru Kavramı
Banka hesabını başkasına sunan her birey hukuki açıdan "IBAN mağduru" olarak nitelendirilemez. Uygulamada bu kavram;
- Dolandırıcılık planının hazırlanmasında rol almayan,
- Mağdurlarla doğrudan iletişime geçmeyen,
- Aldatma kasıt ve fiillerine katılmayan,
- Sadece kendisine ait banka hesabını veya IBAN numarasını başkasına devreden,
- Genellikle düşük bir komisyon karşılığında hesabını kullanıma açan
şahısları tanımlamak için kullanılmaktadır.
Dolandırıcılık suçunu sevk ve idare eden organizatörler ile sadece banka hesabını kullandıran kişiler arasında kusur yoğunluğu bakımından belirgin bir fark mevcuttur. Yeni düzenlemenin temel gayesi de bu kusur ayrımını daha net bir şekilde ortaya koymaktır.
II. Yeni Yasal Düzenlemenin Getirdiği Yenilikler
Kanun koyucu, sadece zorunlu banka hesap bilgilerinin paylaşılması yahut hesabın kullandırılması biçiminde gerçekleşen eylemler yönünden ceza politikasında değişikliğe gitmiştir.
Buna göre;
- Yalnızca banka hesabını kullanıma sunan,
- Dolandırıcılık organizasyonunun planlama aşamasında yer almayan,
- Mağdurları yanıltmayan ve aldatmayan,
- Örgütsel bir faaliyet içerisinde yer almayan
şahıslar hakkında daha düşük cezaların uygulanması imkânı doğmuştur. Bu sayede asıl fail ile hesabını kullandıran kişinin aynı yaptırımla karşı karşıya kalmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
III. Kesinleşmiş Mahkûmiyet Kararı Bulunan Kişilerin İzlemesi Gereken Yol
Dosyada mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması kritik bir husustur; ancak kararın kesinleşmesi yeni kanuni düzenlemeden yararlanılamayacağı anlamına gelmez. Kesinleşmiş dosyalar bakımından müracaat edilebilecek iki temel hukuki mekanizma mevcuttur:
1. Uyarlama Yargılaması
Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinde düzenlenen "lehe kanunun uygulanması" ilkesi gereği, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren mevzuat sanık lehine hükümler içeriyorsa yeni kanun tatbik edilir.
Bu çerçevede;
- Cezası kesinleşmiş olanlar,
- İnfaz süreci devam edenler,
- Hatta belirli koşullarda infazını tamamlamış bulunanlar
dahi yargılamayı yapan mahkemeden lehe olan yeni kanunun uygulanmasını talep edebilir. Uyarlama yargılaması kapsamında mahkeme, eski ve yeni kanun hükümlerini olaya ayrı ayrı tatbik ederek sanık lehine olan sonucu tespit eder ve lehe hükmü uygular.
2. Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uygulanması
Yeni düzenleme, şartları taşıyan bazı hükümlüler açısından etkin pişmanlık kurumunun uygulanmasına da olanak sağlamaktadır.
Bunun için;
- Oluşan zararın henüz telafi edilmemiş olması,
- Mahkemenin yapacağı ihtardan itibaren verilen yasal süre içinde zararın giderilmesi,
- İlgili kişinin eyleminin yalnızca IBAN kullandırma fiiliyle sınırlı kalması
şartları aranabilir. Bu koşulların gerçekleşmesi halinde infazın durdurulması ve cezada ciddi miktarda indirim yapılması gündeme gelecektir.
IV. Düzenlemeden Kimler Faydalanabilir?
Yeni mevzuat hükümlerinden kimlerin yararlanabileceği hususu her somut dosya özelinde ayrı değerlendirilmelidir.
Faydalanma İhtimali Yüksek Olanlar:
- Yalnızca banka hesabını başkasına temin edenler,
- Suçun mağdurları ile hiçbir temas kurmayanlar,
- Dolandırıcılık kurgusunu hazırlamayanlar,
- Para transferi dışında süreçte başka bir rol üstlenmeyenler.
Faydalanma İhtimali Bulunmayanlar:
- Dolandırıcılık eylemini kurgulayan ve yönetenler,
- Mağdurları yönlendirip ikna edenler,
- Sahte ilan veya sahte web sitesi oluşturanlar,
- Suçtan elde edilen paranın akışını sevk ve idare edenler.
V. Mahkemeye Yazılı Başvuru Yapılmasının Önemi
Kanunda bazı durumlarda mahkemelerin kendiliğinden (resen) inceleme yapabileceği düzenlenmiş olsa da uygulamadaki iş yükü nedeniyle mahkemelerin tüm kesinleşmiş dosyaları re'sen ele alması mümkün olmamaktadır.
Bu sebeple hükümlünün veya müdafiinin mahkemeye yazılı dilekçe ile başvurması büyük önem taşır. Yapılacak başvuruda;
- Eylemin yalnızca IBAN kullandırılmasından ibaret olduğu,
- Dolandırıcılık suçunun icra hareketlerine başkaca bir katkı sağlanmadığı,
- Yürürlüğe giren yeni düzenlemenin lehe hükümler içerdiği,
- Bu doğrultuda uyarlama yargılaması yapılması gerektiği
hukuki gerekçeleriyle detaylıca açıklanmalıdır.
VI. İnfazı Devam Eden Hükümlüler Açısından Oluşacak Sonuçlar
Cezasının infazına başlanmış veya devam eden kişiler bakımından yeni düzenleme hayati sonuçlar doğurabilir.
Mahkemece yapılacak inceleme neticesinde:
- İnfazın durdurulmasına,
- Yeni ceza miktarının yeniden tayin edilmesine,
- İnfaz hesabının güncellenmesine
karar verilebilir. Bazı dosyalarda verilecek cezanın yarı oranında düşmesi mümkündür.
Sonuç cezanın iki yıl veya daha altına inmesi halinde; Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi gibi kişiyi cezaevinden kurtaran kurumların uygulanma imkânı doğabilir. Ancak bu hukuki kurumların uygulanabilirliği, somut olayın niteliğine ve kanuni şartların varlığına bağlıdır.
VII. İnfazı Tamamlanmış Olanlar Başvuru Yapabilir mi?
Lehe kanunun geçmişe etkili uygulanması ilkesi gereğince, cezanın infaz edilmiş olması uyarlama talebinde bulunmaya mutlak bir engel teşkil etmez.
Mahkûmiyet kararının adli sicil kaydı, memuriyet hakkı, ruhsat alımı veya güvenlik soruşturması gibi hukuki sonuçları devam ediyorsa; yapılacak uyarlama yargılamasının kişiye sağlayacağı hukuki yarar somut dosya kapsamında değerlendirilmelidir. Bu nedenle cezası infaz edilmiş kişilerin de hukuki durumlarını bir uzman aracılığıyla inceleterek başvuru yollarını değerlendirmelerinde fayda vardır.
VIII. Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar
Pratikte en çok karşılaşılan yanlış tutum, eksik veya kulaktan dolma bilgilerle hareket edilerek başvuru yoluna gidilmemesidir.
"Bu kanun beni kapsamaz", "Hesabımı verirken komisyon aldığım için hakkımı kaybederim" veya "Karar kesinleştiği için artık hiçbir hukuki yol kalmadı" şeklindeki önyargılı değerlendirmeler her dosya için geçerli değildir. Her suç fiilinin maddi vakıaları, delil durumu ve mahkûmiyet gerekçesi kendine özgüdür. Dolayısıyla lehe kanun değerlendirmesinin somut dosya evrakı üzerinden titizlikle yapılması gerekir.
Sonuç
Banka hesabını kullandıırma eylemi sebebiyle mahkûm edilen kişilere yönelik yeni yasal düzenleme, ceza sorumluluğunun şahsiliği ve adaletin bireyselleştirilmesi ilkeleri açısından son derece kıymetli bir adımdır. Kanun koyucu, dolandırıcılık suçunu planlayan failler ile sadece hesabını kullandıran kişilerin aynı kefeye konularak cezalandırılmasının adil olmadığını kabul etmiştir.
Hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan bireyler yönünden bu reform; uyarlama yargılaması, lehe kanun tatbiki ve koşulları varsa etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma hususunda önemli fırsatlar sunmaktadır. Bununla birlikte, her dosyanın içeriği farklı olduğundan lehe hükümlerin uygulanabilirliği dava dosyası ve kararın gerekçesi baz alınarak analiz edilmelidir.
Neticede, sadece banka hesabını kullandırdığı için ceza alan vatandaşların, hak kaybına uğramamaları adına yeni düzenlemeden yararlanma imkânlarını somut dosyaları üzerinden inceleterek ilgili mahkemelere zamanında başvurmaları büyük önem taşımaktadır.
