Ceza muhakemesi, suç şüphesinin öğrenilmesiyle başlayan ve mahkûmiyet veya beraat kararının kesinleşmesine kadar devam eden kamusal bir faaliyettir. Muhakemenin ilk dilimini oluşturan soruşturma evresi, delillerin karartılmadan toplanması amacını taşırken, diğer taraftan şüphelinin temel hak ve özgürlüklerinin en hassas biçimde korunmasını gerektirir.
Soruşturma organlarının yetkilerini hukuka uygun kullanması ve şüphelinin pasif bir nesne değil, hakları olan bir muhakeme süjesi olarak muamele görmesi ancak etkin bir müdafilik kurumuyla mümkündür. Müdafiin kolluk ve savcılık safhasındaki varlığı, yalnızca şekli bir katılımı ifade etmeyip, hak ihlallerini önleyici ve sürecin hukukilik denetimini sağlayıcı bir işleve sahiptir.
I. KOLLUK AŞAMASINDA İLK İŞLEMLER VE SEVK USULLERİ
Kolluk birimlerinin adli kolluk sıfatıyla yürüttüğü işlemler, Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda şekillenir (CMK m. 161). Soruşturmanın başlangıcında şüpheli hakkında uygulanacak usul, suçun niteliğine ve delil durumuna göre belirlenmektedir.
A. İkmalen ve Mevcutlu Sevk Kavramlarının Hukuki Niteliği
Uygulamada sıklıkla kullanılan "ikmalen evrak gönderme" ve "mevcutlu sevk" terimleri, soruşturmanın usuli gidişatını doğrudan etkiler:
- İkmalen Evrak Gönderilmesi: Şüphelinin ifadesinin alınması, parmak izi kaydı ve teşhis gibi zorunlu adli işlemlerin tamamlanmasının ardından serbest bırakılması ve hazırlanan evrakın sonradan Cumhuriyet Başsavcılığına sunulmasıdır. Bu yöntem, adli kontrol veya tutuklama tedbirine başvurulması gerek görülmeyen, alt sınırı düşük suçlarda uygulanır.
- Mevcutlu Sevk: Şüphelinin gözaltı süresi içerisinde kollukça serbest bırakılmayarak, evrakı ile birlikte bizzat Cumhuriyet savcısının karşısına hazır edilmesidir. Ağır cezalık suçlarda veya özgürlüğü kısıtlayıcı koruma tedbirlerinin talep edileceği durumlarda bu yola başvurulmaktadır[.
II. MÜDAFİİN ŞÜPHELİ İLE GÖRÜŞME VE DOSYAYI İNCELEME YETKİSİ
Müdafiin şüpheliye hukuki yardımda bulunabilmesinin ilk şartı, engelsiz ve gizli bir haberleşme ortamının sağlanmasıdır.
A. Görüşme Hakkı ve Gizlilik İlkesi
5271 sayılı Kanun’un 154. maddesi ile Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin 21. maddesi uyarınca; müdafi, şüpheli ile vekaletname aranmaksızın, her zaman ve başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşme hakkına sahiptir. Görüşmenin süresi kısıtlanamayacağı gibi, görüşme esnasında kolluk personelinin veya üçüncü kişilerin hazır bulunması hukuka aykırıdır. Görüşme gizliliğinin ihlal edildiği durumlarda, durum derhal tutanağa bağlanmalı, tutanağa şerh düşülerek adli ve idari iddialara esas olmak üzere ilgili mercilere bildirilmelidir.
B. Dosya İnceleme Yetkisi ve Kısıtlanması (CMK m. 153)
Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleme ve istediği belgelerin örneğini harçsız alma hakkına haizdir (CMK m. 153/1). Ancak soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek hallerde veya CMK m. 153/2’de sayılan belirli suç gruplarında (katalog suçlar), Cumhuriyet savcısının istemi üzerine Sulh Ceza Hakimliği kararıyla dosya inceleme yetkisi kısıtlanabilir.
Önemli Not: Kısıtlama kararı verilmiş olsa dahi, yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanaklar, bilirkişi raporları ve adli muayene raporları kısıtlama kapsamı dışında kalır; müdafiin bu belgelere erişimi engellenemez (CMK m. 153/3).
III. İFADE ALMA USULÜ VE YASAK İFADE YÖNTEMLERİ (CMK m. 147 - 148)
İfade alma, şüphelinin olay hakkındaki beyanlarının dinlenmesidir. İfadenin hukuken geçerli olabilmesi için CMK m. 147’deki usul kurallarına uyulması ve CMK m. 148 anlamında özgür iradeyi sakatlayan yöntemlerin kullanılmaması gerekir.
A. Yasak İfade Usulleri (CMK m. 148)
Şüphelinin beyanı onun özgür iradesine dayanmalıdır. İşkence, kötü muamele, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya şiddette bulunma, bazı araçlar uygulama gibi bedensel veya ruhsal müdahalelerle ifade alınamaz. Kanuna aykırı bir vaat de bulunulamaz (CMK m. 148/1-2).
Yasak usullerle elde edilen ifadeler, şüphelinin rızası olsa dahi delil olarak değerlendirilemez (CMK m. 148/3; Anayasa m. 38/6). Müdafi, ifade alma sırasında yönlendirici veya baskı içeren sorulara derhal itiraz etmeli ve itirazının tutanağa geçirilmesini sağlamalıdır.
B. İfade Tutanaklarının Denetimi
İfade tutanağı, müvekkilin kurduğu cümleleri birebir yansıtmalıdır. İfade tamamlandıktan sonra metin müdafi tarafından satır satır incelenmeli; eksik, hatalı veya soyut ifadeler tespit edildiğinde gerekli düzeltmeler yaptırılmalı, aksi halde tutanak imzalanmayarak şerh konulmalıdır.
IV. SAVCILIK SORĞUSU VE LEHE DELİL TOPLAMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Cumhuriyet savcısı, soruşturma safhasının amiri sıfatıyla, maddi gerçeğin her iki yönüyle de araştırılmasıyla görevlidir.
A. Lehe Delillerin Toplanması İstemi (CMK m. 160/2)
CMK m. 160/2 uyarınca Cumhuriyet savcısı, sadece şüpheli aleyhine olan değil, lehe olan delilleri de toplamak ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür. Müdafi, savcılık ifadesi aşamasında müvekkili lehine olan camera kayıtları, tanık isimleri veya baz verileri gibi delillerin toplanmasını yazılı olarak talep etmelidir.
B. Doğrudan İfade Talebi
Kolluk ifadesinin yeterli görülerek dosya üzerinden sevk kararı verilmek istendiği durumlar mevcuttur. Ancak olayın aydınlatılması, çelişkilerin giderilmesi veya tutuklama ihtimalinin bertaraf edilmesi bakımından şüphelinin savcı tarafından bizzat dinlenmesi talep edilmelidir.
V. SULH CEZA HAKİMLİĞİ VE TUTUKLAMA TEDBİRİNE KARŞI SAVUNMA STRATEJİLERİ
Soruşturma evresinin en ağır koruma tedbiri tutuklamadır. Tutuklama kararı verilebilmesi için hukuki şartların eş zamanlı olarak gerçekleşmesi gerekir.
A. Tutuklamanın Şartları ve Ölçülülük İlkesi (CMK m. 100)
Tutuklama kararı verilebilmesi için:
- Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması,
- Kaçma, delilleri karartma veya tanık/mağdur üzerinde baskı yapma şüphesini doğuran tutuklama nedenlerinin bulunması şarttır.
Tutuklama geçici bir tedbirdir ve ölçülülük ilkesine uygun olmalıdır (Anayasa m. 13; CMK m. 100/1). Müdafi, adli kontrol müessesesinin (CMK m. 109) tutuklamadan beklenen gayeyi sağlayabileceğini somut gerekçelerle savunmalıdır.
B. Katalog Suçlar Değerlendirmesi
CMK m. 100/3’te sayılan katalog suçlarda tutuklama nedeni var sayılabilir (karine). Ancak bu karine, hâkime otomatik tutuklama yetkisi vermez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarında istikrarlı şekilde vurgulandığı üzere; suçun katalog suçlardan olması tek başına tutuklama gerekçesi yapılamaz; dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut olguların varlığı aranır.
SONUÇ
Ceza soruşturmasında karakol ve savcılık aşamaları, yargılamanın omurgasını oluşturur. Bu safhada yapılan usuli hataların veya hak ihlallerinin kovuşturma aşamasında telafi edilmesi oldukça güçtür. Müdafi; mevzuata hâkimiyeti, zamanında müdahalesi ve ilkesel duruşu ile soruşturmanın hukuki sınırlar içerisinde yürütülmesini sağlar. Hukuk devleti ilkesinin tecellisi, şüphelinin haklarının etkin korunması ve adil yargılanma hakkının eksiksiz uygulanması ile mümkündür.
Anahtar Kelimeler: Soruşturma Evresi, Müdafi, İfade Alma, Yasak İfade Usulleri, Tutuklama, Adli Kontrol.
