Velayetin Hukuki Niteliği ve Kapsamı
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 337, 340, 342 ve 346. maddeleri uyarınca velayet; çocuğun bakımı, eğitimi, korunması ve temsil edilmesi görevlerini kapsar. Ebeveynin çocuk üzerindeki velayet hakkı; çocuğun hem kişisel hem de mali varlığına ilişkin tüm hak, ödev, yetki ve sorumlulukları içerir.
Ana ve babanın kişisel konulardaki temel yükümlülüğü; çocuğu gözetmek, geçimini sağlamak ve onu ahlaklı, dürüst, kötü alışkanlıklardan uzak, çalışkan ve birikimli bir birey olarak yetiştirmektir. Hukuki bir sebeple velayetin değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar verilmedikçe ebeveynin bu yetkilerine müdahale edilemez.
Boşanma veya ayrılık süreçlerinde velayetin düzenlenmesindeki temel amaç, çocuğun geleceğini güvence altına almak ve onun üstün yararını korumaktır. TMK’nın 335 ilâ 351. maddelerinde düzenlenen velayet hükümleri kamu düzeninden olup, bu davalarda resen (kendiliğinden) araştırma ilkesi uygulanır. Dolayısıyla hâkim, tarafların talepleriyle bağlı kalmaksızın ebeveynlerin isteklerinden ziyade çocuğun üstün yararını esas alarak karar verir (YHGK-K.2018/1278).
Velayet Düzenlemesinde İdrak Yaşı
Mahkeme, belirli bir olgunluğa erişmiş çocuğun velayetini karara bağlarken mutlaka çocuğun bizzat görüşünü almalıdır. Yargıtay uygulamalarında idrak yaşı 8 ve üzeri olarak kabul edilmektedir. 8 yaşını tamamlamış veya daha büyük olan çocukların görüşü alınmadan velayetin düzenlenmesi, değiştirilmesi yahut kaldırılması mümkün değildir (YHGK-K.2018/1278).
Görevli ve Yetkili Mahkeme
- Görevli Mahkeme: Velayetin kaldırılması, değiştirilmesi (bir eşten alınıp diğerine verilmesi) veya kaldırılan velayetin iadesi davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.
- Yetkili Mahkeme: Velayete ilişkin talepler çekişmesiz yargı kapsamında sayılsa da (HMK m. 382/2-b-13), velayetin değiştirilmesi davası doğası gereği diğer ebeveyne yöneltildiğinden genel yetki kuralı uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır.
Velayet Hakkının Kullanılması
- Evlilik Birliğinde: Evlilik sürdüğü müddetçe ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar. Boşanma veya ayrılık durumunda velayet eşlerden birine verilebileceği gibi, taraf iradeleri ve çocuğun üstün yararı doğrultusunda ortak velayet şeklinde de düzenlenebilir.
- Evlilik Dışı Doğan Çocuklarda: Ana ve baba evli değilse velayet kural olarak anaya aittir. Ananın küçük, kısıtlı veya ölmüş olması ya da velayetin anadan alınması halinde hâkim, çocuğun menfaatini gözeterek velayeti babaya verebilir veya çocuğa vasi atayabilir.
- Üvey Çocuklar: Eşler, ergin olmayan üvey çocuklarına da özen göstermekle yükümlüdür. Kendi çocuğu üzerinde velayet hakkını kullanan eşe, diğer eş gerekli desteği sağlamak ve durumun gerektirdiği ölçüde çocuğu temsil etmekle yükümlüdür.
Velayetin İçi ve Yasal Sınırları
- Bakım ve Yönetim: Ebeveynler, çocuğun menfaatini esas alarak bakım ve eğitim kararlarını alıp uygularlar. Çocuk da ana ve babasının sözünü dinlemekle yükümlüdür. Ebeveynler, çocuğun olgunluk düzeyine göre kendi hayatını biçimlendirmesine imkân tanır ve önemli kararlarda görüşünü dikkate alırlar. Çocuk, haklı bir sebep olmaksızın ailesinin izni dışında evi terk edemez; çocuğun adını ana ve babası koyar.
- Eğitim: Ebeveynler, imkânları ölçüsünde çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve sosyal gelişimini desteklemek zorundadır. Özel gereksinimli çocuklara yeteneklerine uygun genel ve mesleki eğitim sağlanır. Çocuğun dini eğitimini belirleme hakkı anne ve babaya aittir; bu hakkı sınırlayan sözleşmeler geçersizdir. Ergin olan birey dini seçiminde özgürdür.
- Temsil ve Fiil Ehliyeti: Ana ve baba, üçüncü kişilere karşı çocuğun yasal temsilcisidir. İyiniyetli üçüncü kişiler eşlerin birbirlerinin rızasıyla hareket ettiğini varsayabilir. Velayet altındaki çocuğun fiil ehliyeti vesayet altındaki kişilerin ehliyetine tabidir; çocuk kendi borçlarından kendi malvarlığıyla sorumludur.
- Aileyi Temsil ve İşlemler: Ayırt etme gücüne sahip çocuk, anne ve babasının rızasıyla aile adına hukuki işlem yapabilir; bu işlemlerden anne ve baba sorumlu olur. Ancak çocuk ile anne-baba arasında veya çocuğun aleyhine/anne-babanın lehine üçüncü kişilerle yapılacak hukuki işlemlerde çocuğun borç altına girebilmesi için kayyım atanması ve hâkim onayı şarttır.
Çocuğun Korunması Tedbirleri
Çocuğun bedensel veya zihinsel gelişimi tehlikeye düşer yahut manen terk edilirse hâkim, çocuğu aileden alarak bir kuruma veya koruyucu aileye yerleştirebilir. Çocuğun evde kalması aile huzurunu çekilmez derecede bozuyorsa da aynı önlem alınabilir. Ebeveynin veya çocuğun ödeme gücü yoksa bu giderler Devlet tarafından karşılanır (nafaka yükümlülükleri saklı kalmak kaydıyla).
Velayetin Değiştirilmesi
Velayet kendisine verilen tarafın durumunun sonradan değişmesi (başka bir yere taşınması, yeniden evlenmesi, ölümü vb.) veya velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi halinde TMK m. 183 uyarınca velayetin değiştirilmesi davası açılabilir. Çocuğun diğer ebeveynle kişisel ilişkisinin engellenmesi veya üçüncü kişilere bırakılması da değiştirme sebebidir. Velayetin değiştirilmesiyle birlikte velayeti alamayan tarafın çocukla kişisel ilişki kurma hakkı doğar ve kararın kesinleşmesinden itibaren iştirak nafakası yükümlülüğü başlar (YHGK-K.2018/1148).
Velayetin Kaldırılması
Koruyucu tedbirlerin yetersiz kalması halinde hâkim; ebeveynin deneyimsizliği, hastalığı, ilgisizliği veya yükümlülüklerini ağır şekilde savsaklaması nedenleriyle velayetin kaldırılmasına karar verebilir. Velayet her iki ebeveynden de kaldırılırsa çocuğa Sulh Hukuk Mahkemesince vasi atanır. TMK m. 348/son uyarınca aksi kararda belirtilmedikçe velayetin kaldırılması mevcut ve doğacak tüm çocukları kapsar; bu nedenle mahkemece hüküm kurulurken kararın yalnızca ilgili çocukla sınırlı olduğu açıkça belirtilmelidir. Ebeveynlerin yeniden evlenmesi kendiliğinden velayetin kaldırılması sonucunu doğurmaz. Velayet kaldırılsa dahi anne ve babanın bakım ve eğitim giderlerine katılma (nafaka) yükümlülüğü devam eder.
